Yalnızlık – Kalabalıkların İçindeki Sessizlik

yazar:

kategori:

Selam.
Belki şu anda bu satırları bir odada, telefon ekranına eğilmiş halde okuyorsun.
Etrafında sesler var , belki televizyon, belki dışarıdan gelen arabalar, belki konuşan insanlar.
Ama içinin sessizliğini kimse duymuyor.
O tanıdık yalnızlık…
Kalabalıkların ortasında bile bir türlü geçmeyen o his.

Yalnızlık Sadece Kimsenin Olmaması Değil. Çoğu insan yalnızlığı, “tek başına olmak” zannediyor.
Ama sen biliyorsun değil mi?
Bazen insanların arasında da yalnız hissedilir. Bir sohbete dahil olursun ama sanki herkes başka bir dilde konuşuyordur. Bir arkadaş grubunda gülersin ama gülüşün sanki biraz geç çıkar ağzından. Herkes eğlenirken sen kendi içinden sessizce geçersin.

Yalnızlık, bazen anlaşılmamaktır.
Bazen “Ben buradayım.” diyememektir.
Bazen de herkesle yakın olup, kimseyle derin olamamaktır.

Kendine Sakladığın Hallerin. Hani o duygular var ya…
Kimseye anlatamadığın, “anlatsam bile anlamazlar” dediğin…
Kırıldığında bile “boş ver” deyip yuttuğun…
Ağlamak istediğinde, gözyaşını bile sessizce silip geçtiğin anlar…

İşte onlar yalnızlığın sessiz kanıtları.
Çünkü bazen yalnızlık, paylaşamamakla başlar. Birinin seni dinlemesini istersin ama anlatmaya başladığında kendi sesinden bile utanırsın. Çünkü derinlerde bir yerde, “Bu kadar hissediyor olmam bile fazla…” diye düşünürsün.

Yalnızlık, Kendine Ayna Tutmaktır

Ama biliyor musun…
Yalnızlık sadece bir boşluk değil. Bazen de bir ayna. İçinde kim olduğuna bakmanı sağlar. Kendinle kalmak, bazen kaçtığın her şeyi yeniden yüzüne getirir.

Sessizlikte kendi sesini duyarsın. Kimseden onay beklemeden ne hissettiğini fark edersin. Ve işte orada, yavaş yavaş, kendini duymaya başlarsın.

Yalnızlık bazen öğretmendir. Bazen en dürüst aynadır. Ve bazen, içindeki en derin parçayı sana gösteren tek şeydir.

Ama… Yalnız Kalmakla, Yalnız Hissetmek Aynı Değil

“Yalnızlık, kimsenin seni seçmediği anlamına gelmez. Bazen evrenin sana, ‘Biraz dur, şimdi sıra kendinle tanışmakta’ deme şeklidir.”

Birini özlemek yalnızlıktır. Ama kendini özlemek, daha derin bir şeydir.
Ve işte bu, kalabalıkların içinde yaşadığımız o görünmez yalnızlıktır.

Birini seversin ama anlatamazsın.
Ya da anlatırsın, ama anlaşılmazsın.
Sevdiğin biri yanındadır ama gözleri bir başka yere dalar.
Ve sen o an anlarsın:
Yalnızlık, bazen var olanla bile kurulamayan bağdır.

Biraz Daha Bizden…Belki o gün bir kafede otururken herkes kendi sohbetindeydi. Sen kahveni yudumladın, sessizce etrafı izledin. Bir çift güldü, bir çocuk ağladı, garson elindeki tepsiyi düşürdü. Ve senin aklından şu geçti: “Ben de buradayım ama sanki kimse fark etmiyor.”

Ya da bir gün, çok sevdiğin biri yanındayken, gözlerinin içine bakıp içinden geçenleri anlatmak istedin. Ama kelimeler boğazında kaldı.
Ve o an anladın… Bazen yalnızlık, kimse olmadan değil, biri varken de yaşanabiliyor.

Yalnızlıkla Barışmak

Kulağa garip gelecek ama yalnızlığınla kavga etme. Çünkü o sana, “hala hissediyorsun” der. O hissetmek, yaşamın en net kanıtıdır.

Yalnız kalmak bazen seni kendine yaklaştırır. Başkalarının gürültüsü azaldıkça, iç sesin duyulur hale gelir. Ve o ses sana der ki:
“Ben hep buradaydım. Sadece sustun.”

Yalnızlık, Kendiyle Buluşmaktır

Belki bugün kimse seni sormadı. Belki aramadılar, belki mesaj gelmedi.
Ama sen kendine sor:
“Ben nasılım?”
İşte o soruyu sorduğun anda, artık o kadar da yalnız değilsin.

Çünkü kendini fark eden insan, dünyadaki en gerçek bağa dokunur: Kendisiyle olan bağa.

Sıradaki Durak: İletişim – Birbirimize Ulaşamamak Üzerine
Bir sonraki yazıda yalnızlığın bir başka yüzüne bakacağız.
Konuşmaların içinde birbirimize nasıl ulaşamadığımızı konuşacağız.
Yani bağ kurduğumuzu zannedip aslında sadece ses değiş tokuşu yaptığımız o anları. Çünkü bazen en yüksek sesli konuşmalar bile, ruhsal bir sessizliğin içinde yankılanır.

Hazırsan, bir sonraki durakta buluşalım.

Ve unutma:
Yalnızlık bir eksiklik değil, bir fark ediştir.
Sen, duyulmayı bekleyen bir hikâyesin.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir