Merhaba dostum,
Bu yazıya denk geldiysen, belki de bir şeyler seni içine çeken bir yolculuğun eşiğine getirdi. Kendini geliştirmek, değiştirmek, büyümek… Bunlar kulağa büyük kelimeler gibi geliyor olabilir ama aslında çok tanıdık, çok insanca hisler bunlar.

Biliyor musun, kişisel gelişim dediğimiz şey bazen sabah yatağını toplamak kadar küçük bir adımla başlar. Bazen “Bugün daha az erteleyeyim” demekle, bazen sadece nefes almak için durduğun o anla… Her şey öyle büyük kararlar, devrim gibi dönüşümler gerektirmiyor. Asıl mesele şu: Sen kendine ne zaman kulak vereceksin?
İtiraf edeyim, ben de uzun süre “değişmek” deyince hep kusursuz olmaktan söz edildiğini sandım. Oysa gelişmek kusursuz olmak değilmiş. Gelişmek, eksiklerini kabul edip onlarla birlikte yürümeyi öğrenmekmiş. Kırıldığın yerleri tamir etmek değil sadece, bazen o kırıklarla güzel bir şey inşa etmekmiş.
Şunu hatırla: Kimse sabah uyanıp bir anda “gelişmiş” olmuyor. Bu bir süreç. Bazen sıkıcı, bazen sancılı. Ama yolun sonunda kendine daha çok benzeyen bir “sen” var. Daha sahici, daha farkında, daha huzurlu.
Eğer şu an zor bir dönemden geçiyorsan, bil ki yalnız değilsin. Ve bu dönem de geçecek. Kulağa klişe geliyor, biliyorum. Ama klişeler bazen en gerçek şeylerdir. Çünkü herkes bir şekilde yaşamış, hissetmiş ve söylemiş onları.
Yarın sabah biraz daha erken uyanmayı dene. Ya da bugün küçük bir yürüyüş yap. Belki sadece 10 dakika kitap oku. Kendin için… Kimse için değil. Senin için. Çünkü sen buna değersin.
Gelişmek bazen sadece bir adım atmak demek. Haydi, birlikte atalım.
Yorum bırakın