Her ne sebeple buradaysan, hoş geldin. Belki sadece merak, belki de içten içe bir şeyleri çözme isteği. Belki de bir yerlerde kendini ya da başkalarını daha iyi anlamaya dair bir merak taşıyorsun. Peki psikoloji kelimesi sana ne çağrıştırıyor?

Bir terapist koltuğu, bir dert anlatımı ya da belki karmaşık akademik terimler… Ama aslında psikoloji bundan çok daha fazlası. Psikoloji, insan olma halini anlamaya çalışmaktır. Hissetmenin, düşünmenin, davranmanın arkasındaki görünmeyeni görmeye çalışmaktır.
Bugün etrafımızda “psikolojik” kelimesi neredeyse her yerde. “Psikolojim bozuldu,” diyoruz. “Psikolojik destek alıyorum,” ya da “Bu tamamen psikolojik,”… Ama ne demek bu? Neyi anlatmaya çalışıyoruz?
Basit bir tanımla başlayalım:
Psikoloji, insan zihnini, duygularını ve davranışlarını inceleyen bilim dalıdır.
Ama samimi konuşalım… Biz bu tanımın içine sığmıyoruz. Çünkü biz bazen bir bakıştan alınan bir mesajız, bazen de söyleyemediğimiz bir kelimeyiz. İşte psikoloji, o gözle görülemeyeni yakalamaya çalışıyor.
“Ruhun şarkı söylerse, hayat seni mutlaka dansa kaldırır”
La Edri
Bir düşün… Bir gün içinde kaç duygu yaşıyorsun? Sabah mutlu uyanıyorsun, öğleye doğru stres, sonra akşam belki biraz kaygı, geceye doğru hafif bir yalnızlık… Bu kadar değişken bir iç dünyamız varken, psikoloji de bizi tek cümleyle açıklayamaz zaten.
Bu yazı bir başlangıç.
Bugün seninle birlikte bu yolculuğa adım attık. Her yazıda biraz daha yaklaşacağız kendimize. Duygularımıza, düşünce kalıplarımıza, geçmişten bugüne taşıdıklarımıza… Ama korkma, bu bir terapi odası değil. Burası seninle dostça konuştuğumuz bir alan. Yargı yok. Ezber yok. Sadece anlayış var.
Bir sonraki yazıda psikolojinin en temel konularından biri olan “benlik” üzerine konuşacağız. “Ben kimim?”, “Kendimi neye göre tanımlarım?” gibi sorulara birlikte bakacağız. Çünkü insanın iç yolculuğu, önce kendini tanımakla başlar.
Eğer hazırsan…
Yavaşça iç dünyana inmeye başlıyoruz. Ama acele yok. Burada her şey senin hızında ilerleyecek.
Görüşmek üzere…
Yorum bırakın