Diğerleri Ne Der?

Selam…

Geçen yazıda kendimize küçük ama derin bir soruyla yaklaşmıştık: “Ben kimim?”
Şimdi o sorunun hemen ardından gelen başka bir ses var…
Bazen fısıltı gibi, bazen bağırır gibi gelen o ses:
“Peki, diğerleri ne der?”

İşte şimdi orayı konuşacağız.

Kendimizi tanımlarken sandığımızdan çok daha fazla dışarıya bakıyoruz. Ailemiz, öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız… İlk bakışta “bizim iyiliğimizi isteyen” insanlar… Ama ya istemeden üzerimize yükledikleri kalıplar?

“Sen akıllı çocuksun.”
“Sen zaten tembelsin.”
“Sen büyüyünce doktor olursun.”
“Sen uslu olmalısın.”
“Sen hep güler yüzlü ol.”
“Bu senin tarzın değil.”

Hepsi tanıdık geliyor mu?
Çocukken duyduğumuz bu cümlelerin çoğu, zamanla iç sesimize dönüşür. Ve fark etmeden kendi kendimize şunu demeye başlarız:
“Ben bunu yapmamalıyım… Çünkü…”
Ama o “çünkü”nün sonunda gerçekten biz mi varız? Yoksa “diğerleri” mi?

İşte bu noktada çok kritik bir soru çıkıyor karşımıza:
Başka insanların fikirleri, kendi benliğimin yerine mi geçti?

Toplumda kabul görmek, sevilmek, dışlanmamak için şekilden şekile giriyoruz bazen. Kendimize ait olmayan düşünceleri savunuyor, sevmediğimiz şeyleri seviyormuş gibi yapıyoruz. Neden? Çünkü “diğerleri”nin gözünde iyi görünmek istiyoruz.

Ama bir şey eksik kalıyor hep…
Gerçeklik. Samimiyet. Kendilik.

Bak, bu yazıyı okuyorsan sen de bu “iç ve dış sesler” arasındaki farkı ayırt etmeye çalışıyorsun demektir. Ve bu çok değerli. Çünkü kendi sesini bulmak, ilk başta sessizleşmekle başlar. Diğer sesleri ayırt edebilmekle…

Bir öneri:
Bugün duyduğun bir iç sesi yakala. Mesela “Bu bana göre değil” dediğin bir düşünceyi… Ve sonra kendine şunu sor:
“Bunu ben mi böyle düşünüyorum, yoksa biri bir zamanlar bana bunu mu düşündürdü?”

“Özgürlük, başkalarının hakkımızda ne düşündüğünü umursamadığımızda başlar.”
– Jean-Paul Sartre

Cevap seni şaşırtabilir.
Ama olsun. Bu şaşkınlık, uyanmanın ilk adımıdır.

Bir sonraki yazımızda, bu dış seslerin bizi nasıl “kalıplara” soktuğuna ve “sosyal kimlik” dediğimiz kavrama geçeceğiz.
Yani: Toplumun, ailenin, kültürün bize “rol dağıttığı” bir sahnede biz ne kadar kendimiz olabiliyoruz?

Orada görüşmek üzere.
Ve tekrardan, “diğerleri” bazen sadece diğerleridir. Hatırlatmakda fayda var.

Yorum bırakın