Merhaba…
Bu yazıyı okurken belki de zihnin sana şöyle fısıldayacak: “Seninle alakası yok. Devam etme.”
Ama belki de bu sesi biraz olsun kısmayı denemeliyiz.
Çünkü o ses, savunma mekanizmasının ta kendisi olabilir.
Bazen kendimizi korumaya o kadar alışırız ki, ne zamandır saklandığımızı bile fark etmeyiz.
Savunma mekanizması nedir?
Psikolojiye göre, savunma mekanizmaları, kişinin rahatsız edici düşünce, duygu ya da gerçeklerle yüzleşmekten kaçınmak için bilinçsizce geliştirdiği psikolojik stratejilerdir.
Yani kabul etmek acı veriyorsa, zihin o gerçeği saptırır.
Amaç tabiki de seni korumak. Ama bu koruma bazen seni gerçeklerden uzaklaştırır.,

Örneklerle ilerleyelim, çünkü bu mekanizmalar senin de günlük hayatında fark etmeden kullandığın şeyler olabilir.
1) İnkâr – Gerçeği Reddetmek
“Yok ya ben üzülmedim.”
“Beni etkilemedi.”
“Hiç umurumda değil.”
“İstesem zaten yaparım”
Gerçekle yüzleşmek acı veriyorsa, zihin onu yok sayar.
Ama inkâr edilen duygu yok olmaz. Sadece derine gömülür.
Ve bir gün, hiç beklemediğin bir anda geri döner.
Çoğu zaman daha güçlü, daha karmaşık bir şekilde.
2) Bastırma – Görmezden Gelmek (Ama Bilinçaltı Bilir)
Bir travmayı, kırgınlığı, küçük düşürülmeyi hatırlamıyor gibi olabilirsin.
Ama o anın tetiklediği duygular hâlâ oradadır.
Bir film sahnesinde boğazına oturan düğüm, bir kokuda gözlerinin dolması…
Hepsi zihninin bastırdığı şeylerin sana sızma şeklidir.
3) Yansıtma – Kendi Duygularını Başkasına Atfetmek
“Ben kıskanmıyorum, o beni kıskanıyor.”
“Ben öfkeli değilim, o çok gergin.”
“Ben iyi niyetliyim, onlar fesat.”
“Siz beni anlamıyorsunuz”
Aynısını sende yapıyorsun”
Zihin bazen en kabul edemediği duyguyu başkasına yükler.
Çünkü “ben kötü olamam” düşüncesi o kadar güçlüdür ki, duygunun sahibi başkası olmalıdır. Ama gerçek kaçmaz.
Yansıtılan duygular, ilişkilerde derin çatlaklar oluşturur.

4) Mizah – Duyguyu Şakaya Sarmak
En acı şeyleri hep gülerek anlatan insanlar gördün mü?
Hani çocukluğunu anlatırken gülen, ama gözlerinin içi dolan insanlar…
İşte bazen mizah, savunma mekanizmasıdır. Anlattığı şeyler sanki basitmiş veya kolayca atlatabilmiş gibi görünürler. Çünkü açıkça ağlamak zayıflık gibi görülmüştür.
Ama gülerek söyleyince, herkes rahat eder. Ve hatta sen bile.
5) Rasyonalizasyon – Mantığa Büründürmek
“Zaten o da bunu hak etmişti.”
“Ben hata yapmadım, sadece kötü bir zamandı.”
“Onun yüzünden böyle oldu.”
Zihin kendini aklamak için olayları mantıklı gibi gösterir.
Ama içimizde bir ses, neyin doğru neyin savunma olduğunu bilir. Ve o ses, susmaz. Ancak susturulduğunda huzursuzluk başlar.
Peki Neden Bunları Yapıyoruz?
Çünkü zihin, seni hemen kırılmaktan korumak ister ya da sadece kendini kandırmak istiyorsundur. Sonuçta gerçeklikten kaçmak en basit çözümdür. İçsel çöküş yaşamaman için, seni o duygudan uzak tutar.
Ama bu korunma uzun sürerse, kendinle gerçek bir bağ kuramazsın.

Savunmalar geçici çözümlerdir. Eğer bir yara sürekli bantla kapatılırsa, altındaki iltihap birikir. Ve bir gün patlar.
“Ve tomurcukta sıkışıp kalmanın riskinin, çiçek açma riskinden daha acı verici olduğu gün geldi.”
– Anaïs Nin
Savunmaları Fark Etmek Cesaret İster. Bu yazıyı yazarken aklımda tek bir cümle vardı. “Bir şeyi kabul etmek, onun seni yönetmesini engeller.”
Savunmalarını fark ettiğinde, onları seçip seçmeme şansın olur.
Artık otomatik çalışmazlar. Artık bir çocuk gibi korunmak yerine, bir yetişkin gibi yüzleşebilirsin.
Sıradaki Durak: Yüzleşmek
Savunma mekanizmalarını fark ettin.
Ama şimdi zor olan başlıyor:
Kendinle dürüstçe yüzleşmek.
Bir sonraki yazıda, bu yüzleşmeyi konuşacağız.
Neyle yüzleşmekten kaçıyoruz?
Kendimizi kandırdığımız yerler neler?
Gerçek iyileşme nerede başlıyor?
Yavaş yavaş yaklaşıyoruz.
Yüzleşmenin başlangıcı, iyileşmenin tohumu olabilir.
Ve unutma:
Zayıflık, duyguları bastırmak değil…
Onları görmekten korkmaktır.
Sen artık korkmadan bakabiliyorsun.
İşte bu, gerçek güçtür.
Yorum bırakın