Açık Sınırlara İhtiyacımız Var mı?


Merhaba.
Bugün seninle bir şey konuşmak istiyorum.
Belki de uzun zamandır içinden geçen ama bir türlü dışa vuramadığın bir şey:
“Hayır” diyebilmek.

Çünkü bazen öyle büyüyoruz ki…
“Evet” demek, sevilmenin bir yolu oluyor.
Herkese yetmeye çalışmak, kabul edilmenin şartı gibi geliyor.
Ama bir yerde içimizden bir ses başlıyor:
“Ben neredeyim bu denklemde?”

Sınır Çizmek, Bencillik Değildir
Bu belki en çok karıştırılan şey.
Sınır koymak demek, “Ben senden üstünüm” demek değildir.
Ama aynı zamanda “Ben senden aşağıda değilim” demektir.

Yani sınır çizmek bir güç gösterisi değil. Bir öz saygı meselesidir.

“Sağlam bir çit, iyi komşuluklar yaratır. Sağlıklı bir sınır ise, iyi ilişkiler. Çünkü saygı, nerede duracağını bilen sevginin en saf halidir.”

Birine “hayır” dediğinde, aslında kendine “evet” demiş olursun.
Çünkü herkes senden alırken, sen kendini vermeye devam edersen günün birinde tükenmiş bir hâlde, “Ben kimim?” diye sorarsın.

Herkese Açık Olmak Seni Yorar
Sen herkese ulaşmaya çalışırken, en çok kendinden uzaklaşırsın.
Oysa herkesin seni sevmesine gerek yok.
Ve sen de herkesi memnun etmek zorunda değilsin.
Buna gücün yetmez. Ve bu zaten senin görevin de değil.

Sürekli açık kalan bir kapı, rüzgârla savrulur.
Bir yerden sonra içerisi huzurlu bir yuva olmaktan çıkar.
İşte sınır çizmek, o kapıyı ne zaman açacağını ve ne zaman kapatacağını bilmektir.

Sınır Çizmenin Sessiz Hâli: Enerjin
Fark ettin mi? Bazen biriyle konuştuğunda kendini yorgun hissedersin. Ya da bir ortamdan çıktığında “Oh, kurtuldum” dersin.

Bu bedenin sana attığı sessiz sinyallerdir.
“Burası senin için güvenli değil.”
“Bu sohbet seni tüketiyor.”
“Bu ilişkide sadece sen çabalıyorsun.” der aslında o sessizlik.

Sınır çizmek sadece sözle olmaz. Bazen gitmemekle, bazen dönmemekle, bazen de sadece susmakla da olur. Huzuru ancak bu şekilde elde edebiliriz. Nede olsa her insna huzur verir. Kimi gelişiyle kimi gidişiyle…

Sınır = Seçimdir
Bugün biri sana kırıcı davrandı diyelim.
Sınır çizmek; o kişiyle bir daha asla konuşmamak demek değildir.
Ama “Bu davranışı kabul etmiyorum. Ve buna göre mesafemi belirliyorum” demektir. Yani sınır çizmek, cezalandırmak değil. Kendini korumak demektir.

Sen seçersin:
Kiminle ne kadar zaman geçirirsin,
kimin sözlerini ne kadar içselleştirirsin,
kimin yanında olduğunda kendin gibi hissedersin,
Kimi seversin…

Bu seçim, sana aittir.
Ve bu bir haktır.

Kendine de Sınır Koyabilir misin?
İlginç bir soru, değil mi?
Ama bazen en çok kendimize sınır çizmemiz gerekir.

Mesela,
Her şeyin sorumluluğunu almaya çalıştığında,
Kendini durmadan suçladığında,
Sürekli daha fazlasını yapmaya çalışırken kendini unuttuğunda…

Orada da durman gerekir.
“Kendimden bu kadarını istemek adil değil” diyebilmek gerekir.
Çünkü öz şefkat, kendine sınır çizebilmekle de başlar.

Sınırlar: Sevginin Şekli
Birine sınır koymak, onu sevmediğin anlamına gelmez. Hatta tam tersine, onu daha sağlıklı bir şekilde sevmenin yolu olabilir.

Çünkü sınır varsa, güven olur.
Çünkü sınır varsa, “Ben varım, sen de varsın” diyebilirsin.
Sınır yoksa biri diğerini ezer, biri kendini kaybeder.

“İnsanlara sınırlarını göstermek onlara hakaret etmek değil, kendine nasıl davranılması gerektiğini öğretmektir.”

Bir Cümleyle Bırak: “Ben buraya kadarım.”
Bugün belki bir mesajı geciktir.
Belki bir buluşmayı iptal et.
Belki birine “Bugün konuşmak istemiyorum” de.
İçinden gelmiyosa telefonunu açıp şuan konuşmak istemiyorum. Başka bir zaman konuşalım de.

Kendine bir alan aç. Ve o alanı başkalarının değil, senin doldurman gerektiğini hatırla.

Sınır koymak, duvar örmek değildir. Ama o alanın sadece sana ait olduğunu bilmektir. Ve şunu diyebilmektir:

“Benim hayatım, benim alanım. Ve ben artık bu alanı koruyorum.”

Hazırsan…
Bir sonraki yazımızda
“Yetersizlik Hissi – Hep Daha Fazlası Mı?” konusunu konuşacağız.

Sınırlarımızı çizdik. Şimdi neden hâlâ yetmediğimizi düşünmeye devam ettiğimizi birlikte anlamaya çalışacağız.

Görüşmek üzere…
Ve kendine iyi bak.

Yorum bırakın