Kendi Yanında Durmak

Selam,
Bugün biraz kendimizle olan ilişkimize bakalım mı?

Düşünsene başkalarına kırıldığında ağlayabiliyorsun.
Başkaları sana haksızlık ettiğinde bunu birine anlatabiliyorsun.
Ama sen kendine kırıldığında ne yapıyorsun?

Cevap çoğu zaman şu oluyor: Susuyorsun.
Biraz daha kabuğuna çekiliyorsun. Ve belki de kendine içinden sessizce kızıyorsun:
“Yine başaramadın.”
“Yine hata yaptın.”
“Yine herkesi memnun edemedin.”

İçinde bir çocuk var gibi, değil mi?
Hep birilerinden özür dileyen…
Hep dikkatli olmaya çalışan…
Hep “yeterli olmak” için didinen bir çocuk.

Ama kimse ona sarılmıyor. Kendine Ne Kadar Acımasızsın?
Bir arkadaşın sana “Hata yaptım” dediğinde ona böyle mi davranırsın?
Onu azarlar mısın? Yüzüne “Bu senin suçun!” diye bağırır mısın?

Hayır.

Ama kendine gelince? İçindeki ses bir anda acımasız bir öğretmene dönüşüyor: Sert, yargılayıcı ve affetmeyen.

Peki ya şöyle cümleleri ne kadar sıklıkla kuruyorsun kendine?

“Bunu düşünmemeliydim.”
“Bu kadar üzülmem saçma.”
“Bu kadar kırılgan olmamalıyım.”
“Benim yerimde başkası olsa daha güçlü olurdu.”

Kendimizi en çok yalnız bırakan kişi yine biziz. Başkaları görmese de, içten içe kendi omzumuza binmiş yüklerle nefes alıyoruz.

“Başkalarına gösterdiğin şefkatin ilk ve en hak eden alıcısı, her gece seninle yatağa giren o yorgun ruhtur: kendin.”

Kendinle Savaşma, Yanında Dur
Bazen savaşmayı bırakmak zaferdir. Ve en büyük savaşlardan biri, kendimizle olan.

“Ruhun, hayat boyu yaşayacağın tek evindir. Ve insan, kendi evini ateşe verip dışarıda ısınamaz.”

Kendinle iyi geçinmek her şeyi doğru yapmak demek değil. Hiç hata yapmamak, hiç ağlamamak, hiç korkmamak değil.

Kendinle iyi geçinmek hata yaptığında da kendini terk etmemektir.
Yorulduğunda kendine anlayış göstermektir. Kendi iç sesine, “Ben senin yanındayım” diyebilmektir.

Biraz Daha İçten, Biraz Daha Bizden…
Seni üzen o mesajı görüp üç gün boyunca içinden çıkamamıştın ya…
Hani dışarı gülümseyip, içten içe eridiğin zamanlar vardı ya…
Birini sevip, bunu ona söyleyemediğin…
Ya da söyledin de, anlaşılmadığın, hatta reddedildiğin anlar…

İşte oralarda en çok kendinle kavga ettin. “Keşke böyle hissetmeseydim” dedin.
“Kendime niye hâkim olamıyorum?” dedin.
Ama ne olurdu o an birisi gelip de elini tutsaydı?
“Böyle hissetmen çok insani” deseydi…
“Senin duyguların da en az başkalarınki kadar önemli” deseydi?

Peki neden o biri sen olmayasın?

Kendinle Dost Olmak, Bağırmadan Anlatmaktır
İç sesin seni korkutmasın. Onu bastırma. Yönlendirmeye çalış. İçinde ağlayan bir çocuğa “sus!” demezsin. Yanına oturur, dinlersin. İşte iç sesine de aynısını yap.

Ne hissettiğini fark et, yargılamadan bak. Hata mı yaptın? İtiraf et, özür dile, ama terk etme kendini.

Kırıldın mı?
Kabul et. Bu senin “zayıflığın” değil, insanlığın.

Son Söz: Kendini anlamadan, kimseyi anlayamazsın. Kendinle kurduğun ilişki, tüm ilişkilerinin temelidir. Çünkü sen kendine anlayış gösteremezsen, bir başkası bunu yaptığında bile ona inanmazsın.

Sen kendini sevmeyi öğrenmeden, başkalarının sevgisi sana hep eksik gelir. Sen kendi yanında olmadıkça, kimse tam anlamıyla yanında olamaz.

Sıradaki Durak: Sessizlik – Konuşulmayanın İçimizde Büyümesi
Bir sonraki yazımızda, içimize attığımız, ama içimizde yer edinen o sessizlikleri konuşacağız. Söyleyemediğimiz her şeyin nasıl bir duygu yüküne dönüştüğünü. Çünkü bazen en çok “Hiçbir şey dememek” yorar insanı.

Orada görüşmek üzere.

Ve unutma:
Kendinle iyi geçin.
Çünkü bu yol uzun…
Ve sen kendinin tek yoldaşısın.

Yorum bırakın