Bazen dışarıda o kadar çok ses var ki. Herkes bir şey söylüyor.
Ne yapman gerektiğini, ne hissetmen gerektiğini, nasıl biri olman gerektiğini…
Ama kimse sormuyor:
Sen ne istiyorsun?
Sen ne hissediyorsun?
Sen şu anda kimsin?

Bazen kendimizi bulmak için uzaklara gitmiyoruz aslında. Sadece biraz durmamız, biraz susmamız, biraz da içimize dönmemiz gerekiyor.
Kendinle iyi geçinmenin ilk adımı da bu:
Kendine geri dönmek. O gürültülü kalabalıktan çıkıp, en derindeki o sessiz çocuğu yeniden hatırlamak. Korkularını, hayal kırıklıklarını, kırgınlıklarını. Ve evet, umutlarını da.
Aynaya Baktığında Gerçekten Gördün mü?
Aynaya her sabah baktığında ne görüyorsun?
Sadece saçlarını, yüzünü, uykusuz gözlerini mi?
Yoksa içindeki o yorgun, ama hâlâ inatla yürüyen insanı da görebiliyor musun?
Kendini sadece dışarıdan izlediğinde eksik kalırsın. Çünkü senin hikâyen sadece bugünle sınırlı değil. Sen, çocukluğundaki o masum bakışların, ergenliğindeki isyanların, gençliğindeki hayallerin toplamısın.
Ve sen hala tamamlanmamış bir cümlesin. Kendine bu kadar kolay nokta koyma.
Kendini Anlayınca Ne Olur Biliyor Musun? Bir sabah uyanırsın ve dışarının değil, içerinin sesi daha baskın olur.
“Bugün ne giymeliyim?” diye düşünmek yerine
“Bugün nasıl hissetmek istiyorum?” diye sorarsın.
Birinin seni beğenip beğenmemesi ikinci planda kalır, çünkü sen kendine zaten değer veriyorsundur.
Kırıldığında hemen kaçmak yerine, orada kalır, o duygunun içinden geçersin.
Kendini anlamak zayıflıklarını tanımak ve onları da sevmek demektir.
Çünkü seni sen yapan, sadece başarıların değil; yenilgilerin, korkuların ve gözyaşların da.
Sana Yakışan En Güzel Şey Ne Biliyor Musun?
Şefkat.
Ama dışarıdan gelen değil. Kendinden kendine uzanan o derin ve içten şefkat.
“Her şeyde bir çatlak vardır. Işık içeri böyle sızar.”
(There is a crack in everything. That’s how the light gets in.) – Leonard Cohen
Kendini affetmen, kendine sarılman, kendine “İyisin böyle, eksik değilsin” diyebilmen.
Bir gün biri seni anlamasa da, senin yanında senin olduğunu bilmek.
İşte bu kendinle iyi geçinmenin sessiz zaferi.
Bir Hatırlatma: Kendinle iyi geçinmek demek, sürekli mutlu olmak değil.
Ama mutsuzken bile kendine sırtını dönmemek.

Kırıldığında kendi elini tutmak. Yanlış yaptığında, “insansın” diyebilmek.
Ve o içten gelen sıcak bir sesle şunu söylemek: “Ne olursa olsun, ben buradayım.”
Bir Sonraki Yazımız: Sessizliğin Psikolojisi – Neden Anlatamıyoruz?
Hazır mısın?
Çünkü bundan sonra konuşulmayan duyguların, yutulan cümlelerin, bastırılan öfkenin ve içimizde kalan her şeyin neye dönüştüğünü konuşacağız.
Sessizlik…
Bazen bir koruma,
bazen bir ceza,
bazen de bir çığlık.
Ve en kötüsü, anlatamadıkların seni anlatmaya başlar.
Orada buluşalım.
Şimdi derin bir nefes al.
Çünkü sen,
kendinin en kıymetli yol arkadaşısın.
Yorum bırakın