Merhaba, yine geldin. Ve bence bu, küçümsenecek bir şey değil.
Çünkü eğer buradaysan, demek ki gerçekten kendini anlamaya niyet ettin. Ve biliyor musun, çoğu insan o niyeti bile kurmaz.
Bugün biraz dürüst olalım seninle. Şu an kim konuşuyor?
Gerçek sen mi, yoksa yıllar içinde büyütülmüş bir versiyonun mu?
Hayatta Kalmak İçin Maskeler Takarız
Bir çocuk düşün…
Ailesi kavga ettiğinde odasına çekilip sessizleşiyor. Çünkü öğrenmiş: Sessiz kalmak, güvenli hissettiriyor. Sonra büyüyor. İş yerinde, ilişkilerde, arkadaşlıkta da susuyor. “Zaten kimse anlamıyor” diyor içinden. Ama kimse fark etmiyor ki o sessizlik, bir zamanlar “hayatta kalma stratejisi”ydi.
Maskeler genelde işte böyle başlar.
Kendimizi korumak için.
Sevilmek için.
Reddedilmemek için.
Ama sonra fark etmeden o maskeyi yüzümüze değil, kimliğimize yapıştırırız.

‘Ben Buyum’ Diyememenin Sessizliği
Kaç kere bir ortamda kendin gibi davranamadın?
Bir şakanı tutup içinden geri yuttun çünkü “yadırgarlar” diye düşündün.
Bir fikrini paylaşmak istedin ama sustun, “saçma bulurlar” dedin.
Belki sevdiğin birini gerçekten sevdiğini söyleyemedin.
Çünkü reddedilmekten korktun.
Belki de tam tersi —
birini artık sevmediğini söyleyemedin,
çünkü “kırmak istemedim.”
Ama işte o anlarda kendinden bir parça kopar. Küçücük, ama hissedilir bir parça. Ve zamanla fark edersin: Kendin olmaman, yavaş yavaş kendini kaybetmektir.
‘Normal’ Olma Çabası: En Yaygın Maske
Toplum bize “normal” olmayı öğretir. Ama “normal” denen şey, genelde çoğunluğun korkusudur.
Biraz farklı olsan tuhaf derler.
Biraz duygusal olsan zayıf.
Biraz mesafeli olsan soğuk.
Biraz fazla gülsen “şov yapıyor” derler.
Ve sen, her seferinde azıcık daha şekil değiştirirsin.
Birine göre gülmeyi öğrenirsin,
birine göre susmayı,
birine göre gülümsemeyi…
Sonra bir gün aynaya bakarsın ve kendi yüzün tanıdık gelmez.
“Seni sürekli başka bir şeye dönüştürmeye çalışan bir dünyada kendin olmak, en büyük zaferdir.”
(To be nobody-but-yourself-in a world which is doing its best, night and day, to make you everybody else-means to fight the hardest battle which any human being can fight; and never stop fighting.) – E. E. Cummings’ten ilhamla.
Ama Gerçek Sen, Hâlâ Orada
O maske ne kadar kalın olursa olsun, altındaki “sen” hâlâ nefes alır.
Bazen bir şarkı çalar, bir anlığına o eski halini hissedersin.
Bir anlık gülümseme, bir tanıdık ses, ve o anda…
“Ben buyum ya,” dersin.
İşte o an, en değerlisidir. Çünkü maske kayar. Ve sen, bir saniyeliğine bile olsa, kendini hatırlarsın.

Ama sonra biri “ne oldu sana?” diye sorar, ve hemen toparlanırsın.
“Bir şey yok.”
Yine o sihirli cümle. Yine maskenin geri dönüşü.
Maskeler, Utançtan Beslenir
Aslında çoğu maskemizin kökü utançtır.
“Yetersizim”,
“Sevilmem”,
“Yanlış anlaşılırım.”
İşte bu cümleler, en sağlam maskeleri oluşturur. Ve biz utançtan kaçtıkça, kendimizden biraz daha uzaklaşırız.
Ama utançla yüzleşmek, maskeleri eritmenin ilk adımıdır. Çünkü utanç, bize aslında neyi sakladığımızı söyler. Hangi yönümüzün “görülmeye” en çok ihtiyacı olduğunu fısıldar.
Bazen biri “Sen çok güçlü birisin” der, ve sen o anda ağlamamak için gülümsemek zorunda kalırsın. Çünkü aslında güçlü değil, yorgunsundur.
Bazen “senin gibi biri üzülmez” derler, ve sen o an içinden “keşke bilseler” diye geçirirsin. Ama yine de gülersin. Çünkü o rolü sen seçmedin, ama iyi oynuyorsun.
Gerçek Olmak Cesaret İster
Kendin olmak, en riskli ama en özgürleştirici seçimdir. Çünkü maskeni çıkarınca herkes gidebilir. Ama kalanlar, gerçekten seni görenlerdir. Ve belki bu yüzden, kendin olmanın ödülü, az insandır ama çok huzurdur.
Gerçeklik, Kırılganlıktan Doğar
Maskesiz yaşamak, “her şeyi söylemek” değildir. Ama “kendini inkâr etmemek”tir. Bir gün birinin yanında nefes alırken rol yapmadığını fark edersen… İşte o gün, kendinle yeniden tanıştığın gündür.
Sıradaki Durak: Kırılganlık – Güçlü Görünme Zorunluluğu ve Duygusal Dayanıklılık Arasındaki Çizgi
Bir sonraki yazımızda, neden sürekli “güçlü görünmeye” çalıştığımızı konuşacağız. Neden “üzülme”, “takma”, “unut gitsin” gibi cümlelerle kendimizi bastırıyoruz. Ve aslında, kırılmanın ne kadar insanca bir şey olduğunu.
Yorum bırakın